Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla..
"Her nefis ölümü tadacaktır.Sonunda bize dönürüleceksiniz.". Ankebut Suresi 57
..
Ölümü hatırlamak, en büyük nasihatdir.
Her iman sahibi kimsenin,ölümü hatırlaması sünnettir.
Ölümü çok hatırlamak, emirlere sarılmaya ve günahlardan sakınmaya sebep olur.
Haram işlemeye cesaret azalır.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu ki; "Lezzetle yıkan,eğlencelerle son veren ölümü, çok hatırlayınız!"
Din büyüklerinden bazısı her gün bir kere hatırlamayı adet edinmişlerdi.
Evliyanın büyüklerinden Muhanmmed Behaeddin-i Buhaari "Kuddise sirruh" her gün 20 kere, kendini ölmüş,mezara konmuş düşünürdü.
Uzun emel, çok yaşamayı istemektir.
İbadet yapmak, dine hizmet etmek için çok yaşamayı istemek, uzun emel değildir.
Uzun emel sahipleri, ibadetleri vaktinde yapmazlar.
Tevbe etmeyi ter ederler.
Kalpleri katı olur.
Ölümü hatırlamazlar.
Vaaz ve nasihatlerden ibret almazlar.
Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki;
"Ölmeden evvel ölünüz,
Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz!"
"Ölümden sonra olacak şeyleri,sizin bildiğiniz gibi hayvanlarda bilseydii, yemek için semiz hayvan bulamazdınız"
"Gece gündüz ölümü hatırlayan kimse, kıyamet gününde şehitlerin yanında olacaktır"
"Ölümü çok hatırlayınız.Onu hatırlamak, insanı günahlardan korur ve ahirette zararlı olan şeylerden sakınmaya sebep olur"
Peki gelelim ölüm nedir?
Ölüm yok olmak değildir.Ruhun bedene bağlılığının sona ermesidir.
İnsanın bir halden,başka bir hale dönmesidir.
Bir evden bir eve göç etmesi gibi.
Ölüm, mü'mine hediyedir, nimettir.
Günahı olanlara musibettir.
İnsan ölümü istemez.Halbuki ölüm fırtınadan hayırlıdır.
İnsan yaşamayı sever.Halbuki ölüm, ona hayırlıdır.
Salih olan mü'min, ölüm ile dünyanın eziyet ve yorgunluğundan kurtulur..
Zalimlerin ölümü ile memleketler ve kullar rahata kavuşur.
Mü'minin ruhunun bedenden ayrılması, esirin hapisten kurtulması gibidir.
Mü'min öldükten sonra, bu dünyaya geri gelmek istemeyecektir!
Yalnız şehitler dünyaya geri gelip bir daha şehit olmak ister..
Ölüm, her müslüman için hediyedir.Bir adamın dinini ancak mezarı korur.
Mezardaki hayat ise, ya Cennet bahçelerinde bulunmak ya da Cehennem çukurlarında bulunmak gibidir.
Peki ölümden kurtulmak mümkün müdür?
Elbette değildir.
Kimsenin bir saniye bile yaşamaya elinde imkanı yoktur.
Eceli gelen ölür.
Bu vakit göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir andır.
Kuran-i Kerimde bir ayet-i kerimede mealen "Ecelleri geldiği zamani onu bir saat ileri ve geri alamazlar" buyurulmuştur.
Allahü teala bir kimsenin ölümünü nerede takdir etti ise, o kişi malını mülkünü, evladını bırakıp orada vefat eder.
Allahü teala, bizim günde ne kadar nefes alıp verdiğimizi bilir.
Onun bilmediği bir şey yoktur.
İman edip, hayatımız ibadet ile geçti ise, sonu saadet olur.
Allahü teala Azrail "aleyhisselama" buyurur ki; "Dostlarımın canını kolay al, düşmanlarımın canını güç al !"
İman sahiplerine, bu ne büyük müjdedir.
İmandan mahrum kalanlara ise ne büyük felaket ..
Peki öldüğümüzde bize kabirde neler sorulacak?
Bu konu biraz derin.
Size ulaşabileceğiniz bir link veriyorum..
ÖLÜNCE SORULACAK SORULAR..
Yazımı yavaştan sonlandırmak istiyorum.Aslında ölüm bize hediye anlayacağınız.Ve bu fani dünyada yaşayacağımız kısa süreli hayatı buna göre değerlendirmek ve öteki tarafa göre yaşamak lazım..
Vakit kısa.
Hatta çok yakın.
Sizce artık bir şeylerden vazgeçmek gerekmez mi?
Sağlıcakla kalın..
**
KAYNAK: Namaz Kitabı-Hasan Yavaş..
Daha fazlası için İLAHİ AŞK sayfamızı ziyaret etmek ister misiniz? ..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder